| acu's profilecalcium sandozPhotosBlogLists | Help |
|
January 26 meyve ağaçlı bahçemyıl 1983 ya da 1984..görüntüler o kadar flu ki hafızamı zorlayarak yakalıyorum detayları..kutu gibi güzel 2 katlı - üst katında annanemlerin (anneanne yazmak istemiyorum, ben ona annane diyorum) oturduğu, 3 tarafı içinde meyve ağaçlarıyla dolu bir bahçe olan kırmızı evimizin önündeyiz..soluk mavi paltosuyla ilkokula giden abim ve annanemle birlikte..altımda dedemin bizim için yaptığı tahta kızak var..kızağın ipi annanemde..o kadar küçüğüm ki abim gibi kendi başıma kayamıyorum..ancak annanemin çektiği kadar ilerliyorum..dünya öyle büyük, karlar öyle beyaz, annanem öyle sevgi dolu ve ben öyle mutluyum ki...
yıl 1993 ya da 1994..türk-iş bloklarındaki eskisine nazaran daha az sevimli olan evimize taşınmışız..üst komşumuzun benimle yaşıt kızı yasemin ile birlikte her türlü muzurluğu yaptığımız dönemler..altınparkta (eskiden amerikalıların golf oynadığı ki bu dönem taaa annemin çocukluğuna denk gelir nerdeyse, ve dedemin abim ve benimle birlikte uçurtma uçurduğu golf tepesinde) karların üzerinde altımızda naylon poşetlerle tepelerden aşağı kayıyoruz..her şey o kadar eğlenceli ki kedi kuyruğunu sallasa gülüyoruz.
yıl 2006..batıkentte, köftemle evimizden çıkıyoruz..evimizin yanındaki yokuşa şöyle bir göz attıktan sonra, praktikerden aldığımız - dedemin yaptığı o tahta kızaktan çok daha afilli görünen ama asla onun kadar keyif veremeyecek olan siyah plastik- kızağımıza kurulup bırakıyorum kendimi yokuş aşağı..rüzgarın yüzüme çarpıp gözlerimi yaşarttığı o bir kaç saniyelik anlarda bir sürü şey geçiyor aklımdan..yerler öyle kaygan, köftem öyle kocaman öyle sıcak, anılar öyle yakın ve ben yine öyle mutluyum ki.. January 21 mavi mavi yüz milyorlarım olsunböyle çok çok param olsun, hani düşünmeden harcayabileceğim kadar, gideyim süpper bir fotoğraf makinesi alayım dijitalinden..pıttırı pıttırı fotoğraf çekeyim istiyorum..aslında o kadar çok param olmasına da ihtiyacım yok canım epi topu 1500 YTL de yeter bana..yakınlarda doğumgünüm falan da yok ki bizim kabileye ve köfteme diyeyim ki hiç başka hediye düşünmeyin gelin cümleten bir araya bana bööle bi fotoğraf makinası alın...yüzsüzlüğe bek sen..loto da 6 milyon YTL veriyormuş bu hafta..evden burnumu çıkartmadım ki bugün gidip loto oynayım..
bir de hikaye yazmak istiyorum...bir aralar yapıyordum bunu..ne keyifliydi yazmak..acaba neden tekrar başlamıyorum..valla bunu yapılacaklar listeme yazmalıyım acilen..fotoğraf bir, hikaye yazmak iki.. January 19 tribal enfeksiyonSezen Aksu söylüyor mırıl mırıl ben dinliyorum..bu kadın becerince çok iyi beceriyor şarkı yazma işini.Deli gibi rüzgar esiyor ve minnak minnak kar yağıyor.e tabi karı yaşamak anlatması kadar sevimli değil.kaloriferler az yansın sen sarın bürün üşütme vs vs ... idare etmek ne zor yahu..işi, cebi, bünyeyi...haran güren yuvarlana yuvarlana bir şekilde devam ediyoruz işte her bi şeyi idare edip..sanırım dün akşam ufak çapta bir migren atağı yaşadım..offf lütfen bir daha olmasın..Sezen'in şarkısını migrene armağan edeyim: lütfeeeennn görmeyeyim seni bi yeeerlerde karşıma çıkma, konuşmayalım bakışmayalım ne olursuuunnn...nırınıımmm...nırınımmm..son bir haftadır akşamları ne evle ne köftemle ne de kendimle ilgilenebildim..telafi etmeliyim kaybettiğim zamanları..ortalık toplanacak, köftem sevilecek, temizlik yapılacak, çamaşır yıkanacak..
evde dolapların birinin içine tıktığım mordillo puzzleını yapsam..sonra onu çerçeveletip mutfağa assam..çok şeker olur aslında..hmmm..yapılacaklar arasına bunu da ekleyeyim..
geçen hafta -bayram tatilinde- Antalya'daydık..mevsim kış ama hava öyle yumuşaktı ki, aklımdan oraya yerleşmek bile geçti..üşüme derdi olmadan mırıl mırıl yaşa git işte..
ha bir de fır sürüne :) annecim kulakların çınlasın.. January 06 genetik sanırım bu...dün akşam bir şeyi fark ettim..küçük şeylerden çok etkileniyorum ben..."an"lar çok önemli sanırım benim hayatımda...küçükken ananemin bana pastaneden şemsiye çikolata alıp elime verdiği ve şemsiyenin kağıdından sıyrılıp bütün halinde görüldüğü ilk an...Mummy'de Rick O'Connell'ın gemide Evelyn'e bir bakış atıp silah çantasını masanın üzerine yaydığı an...aşkımın dudaklarını büzüp gülerken gözlerinin çekikleştiği an...Michael Jackson'ın Remember The Time'ın klibinde dansçı kızlardan birinin arkasında durup ellerini birleştirip mısır figürleri yaptığı an...Hevesle beklediğim ve nihayet satın aldığım bir kitabın ilk cümlesini okuduğum an...banyo yapıp yumuş pijamalarımı giymişken, yeni değiştirilmiş nevresim takımına başımı koyup sabun kokusunu duyduğum an...annemin kucağına uzanıp sırtımı kaşıtırken içimin geçtiği an...sinemada ışıkların söndüğü an...böyle gider bu.. |
|
|